Klasik Mobilya

Klasik mobilyalar çok eski dönemlerden beri kullanılmaktadır. Eski dönemlerde mobilyalar ya krallar için özel olarak yapılmış ve dönemin kralının adını almış, yada dönemin zengin kesimi tarafından kullanılmıştır. Klasik mobilyanın bir kısmına ise mobilya stilinin tasarımcısının ismi verilmiş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır. Bu mobilyalar kısmen birbirinden etkilenmişlerse de her birinin kendine has stil ve özellikleri vardır.

Klasik mobilyanın kullanıldığı dönemde ağaç malzemenin çok olması nedeniyle bütün mobilyalar ağaç malzemeden yapılmıştır. Genellikle meşe, maun, abanoz, ceviz, kayın ve ıhlamur kullanılmıştır.

Klasik mobilyada el işçiliği fazla olduğundan dolayı mobilya üretimi sınırlı ve az sayı da olmuştur. Genellikle bütün mobilyalar oymalıdır, mobilyalarda süslemeler ağırlıktadır. Klasik mobilyada geometrik şekil ve tabiat resimleri işlenmiştir. Döşemelerde genellikle doğal gereçler kullanılmıştır. Klasik mobilyada ölçüler farklı olabilmektedir. Krallara ve dönemlere özgü stiller geliştirilmiştir (Rönesans mobilyası, Adam, Loui stili vb.). Klasik mobilyada gösteriş ve ihtişam ön plandadır.

Klasik mobilya stili, bugün hala herşeyin en ince ayrıntısına kadar düşünüldüğü, detaylarla şıklığın ve görkemin yakalandığı bir stildir. Sehpası, konsolu, aynası, aksesuarları birbirinden ayrılmaz parçalardır. Bu parçalarda öne çıkan en önemli özellik ahşap olmasıdır. Geçmişi günümüze taşıyan klasik mobilyalar evlere ve işyerlerine sıcak bir hava katarken; bol oyma, süsleme ve yoğunluklar da sofistike bir zevki evinize taşır. Bu tarz mobilyaların en önemli özelliği el işçiliğiyle yapılan motifler, süslemeler ve abartılı oymalardır. Renk ve cilasının seçimi de büyük bir özen ve titizlikle yapılır ki, mobilyaların güzelliği ve özelliği daha da ön plana çıksın. Klasik mobilya işlemelerinde geometrik şekiller, tabiat resimleri ağırlıktadır. Bu motifler Avrupa’ya mal olsa da kökenleri o güne kadar yaşamış başka kültürlere aittir. Kenar oymalar aslında Anadolu’dan gelmektedir. Badem oymaları Selçuklu kökenlerinden gelirken, İngiliz çay sehpaları ise Hint kültüründen gelmektedir. Bu tarz da kültürlerin harmanlanıp paylaşılmasıyla ortaya çıkmış gizemli ve prestijli bir türdür. Bugüne kadar zarafet ve aristokrasiyle birleşen klasik mobilyalar asırlardır önemini ve özelliğini korumuştur.

KLASİK MOBİLYADA BAŞLICA STİLLER

1.Barok Mobilya Stili (1600–1720) Barok sanatı, Rönesans dönemi sonunda, yani XVI. yüzyılın ilk yarısında özellikle Avrupa’nın Katolik ülkelerinde dinsel konuları etkileyici bir şekilde yansıtan, tümüyle eğri çizgilere ve bol figürlü biçim anlayışına dayanan doğmuştur. Barok sanatı daha çok saray halkının dolayısıyla ülke idarecilerinin tutumunun abartmalı bir ürünüdür. Rönesans’ın yüzeyde ince süslemeciliğine karşı, Barok’un amacı şaşırtmak , göz kamaştırmak ve saray debdebesini göstermektir. Barok mobilya sanatının başlıca özelliği üst görünüşlerde genellikle dairesel dönüşlü köşeler, ön ve yan görünüşlerde iç ve dış bükey yüzeyler, çok süslü ve kıvrımlı oymalar olarak özetlenebilir. Barok sanatı Avrupa’nın Katolik ülkelerinde kolayca benimsenirken, Fransa’da sosyal ve kültürel nedenlerle bir süre gecikmeyle, sadeleşerek, sarayın eğilimine dönük, kralların adları ile anılan Louis’ler dönemine geçilmiştir. XII. Louis stili mobilya, gerçek Louis stillerine bir geçiş dönemi iken XIII. Louis stili, barok sanatının Fransa’da yeni bir anlayışla şekillenmesidir. Bu akım büyük ölçüde İtalyan ve daha sınırlı olarak İspanyol Rönesanssından etkilenmiştir. Kapılara arabesk oymalar yapılmış, tavanlar çoğunlukla ceviz ağacı ile kaplanmıştır. Mobilya genellikle ağaç malzemedendir. Yatak tavanları sarmal ve tespit ayaklı sütunlar üzerine yerleştirilmiştir. Dolaplar, motiflerle süslü çekmecelere bölünmüştür. Bu dönemde kabine ve konsollar ilgi gören mobilya türlerindendir. İlk olarak elbise asılabilen dolaba da bu dönemde rastlanmaktadır. Barok mobilya sanatını temsil eden asıl stil, XIV Louis (1638-1715) dir. Bu stildeki belli başlı özellik, oturma mobilyasındaki ayakların eğmeçli, arkalıkların yanlarda düz, üstte çoğunlukla simetrik taçlı, köşelerinin yuvarlak oluşudur. Ayakların üst kısmı kabartma yaprak oymalıdır. Kayıtların oymasında bazen simetri görülmemektedir. Arkalıkları yuvarlak okuma koltukları yaygındır. Yüksek arkalıklı koltuklar, kolçaksız sandalyeler ve tabureler bu dönemde yaygınlaşmıştır. En çok kullanılan ağaç türleri ceviz ve meşedir.

2.Rokoko Mobilya Stili (1729–1780) Rokoko üslubu ilk olarak Fransa’da XV. Louis döneminde benimsenmiştir. Rokoko, karışık ve dolambaçlı çizgiler, kabartmalı yüzeyler, derin oymalar, canlı ve kontrast renkler ile göz kamaştıran bir üslup olarak mobilyaya yansımıştır. Duvarlar çok ince oymalı lambriler ile kaplanmıştır. Mobilya yüzeylerine gül ağacından kakma çiçek süsleri, lake üzerine boya ile uzak doğu konuları işlenmiştir. Karyolaların yanına komodin, tuvalet masası ve değişik boyda masalar konulmaktadır. Kolçakları kumaşla kaplı divanlar, berjer koltuklar, merkiz ve şezlonglar bu dönemde ortaya çıkmıştır. 1750 yıllarına doğru Osmanlı denilen sedirler, iki başuçlu hasır örgülü kanepe-divanlar (turkuvaz) moda olmuştur. XV. Louis stili mobilyanın özellikle koltuk ve sandalyeleri günümüzde de çok beğenilen ve uygulanan tiplerdir. Ölçü, biçim ve süsleme bakımından son derece dengeli ve uyumlu görünüşü bulunmaktadır. Rokoko stili mobilyada oyma, kabartma ve taçlar simetrik olup koltuk, kanepe, sandalyelerde oturma ve arkalık yüzeyleri için özel kumaşlar dokunmuştur. Ayaklar eğmeçli ve kenarları fitillidir. Ayak sırtları çoğunlukla yaprak ve bazen de çiçek kabartmalıdır. Kayıtlar, ayak eğmeci ile köşe yapmadan geniş bir yayla birleşir. Ön ve yan kayıtların ortasında simetrik taçlar bulunur. Kolçaklar üç yönden de eğmeçlidir. Kolçak üstleri hafif dolgulu olarak kumaşla kaplanmıştır. Arkalıklar yanlarda ve üstte uyumlu eğmeçlerle şekillenir. Arkalık ortasında çoğunlukla simetrik bir taç bulunur. Ağaç malzeme olarak Barok dönemde kullanılanların dışında gül ağacı ve palisander de kullanılmıştır. Günümüz mobilya yapımında, Barok ve Rokoko stillerinin yukarıda belirtilen çok abartmalı ve yüksek maliyetli biçimlerinin uygulanması ekonomik nedenlerle güç olduğu için, daha çok XV. ve XVI.Louis stillerinin sadeleştirilmiş biçimleri “Klasik Mobilya” olarak adlandırılmaktadır. XVIII. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa ülkelerinde, ekonomik nedenlerden ötürü, daha yalın mobilya tipleri aranmaya başlamış, bunun sonucunda öncelikle Fransa ve İngiltere’de olmak üzere “Neoklasizm” diye adlandırılan yeni çağa ait stiller gelişme göstermiştir. 3.Türkler’de Mobilya Büyük çoğunluğu göçebe yaşayan Türklerde ev eşyası da basit ve kolay taşınabilir nitelikteydi. Ancak yerleşik yaşama geçmiş topluluklarda mobilya denebilecek eşyaya rastlanırdı. Bunların başlıcaları saraylarda görülen taht ve ahşap karyolalar ile evlerde kullanılan sedirler ve oturgaç denen arkalıklı ya da arkalıksız sandalyelerdi. Yerleşik yaşamın yaygınlaştığı dönemde de mobilya türlerinde fazla bir artış olmadı. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kullanılan başlıca mobilyalar sedir, sandık, çekmece, sofra altlığı, bunun üstüne konan madeni sini, mangal, beşik, kavukluk ve rahleydi. Bunların çoğu basit olarak yapılmış eşyalardı. Ama maden ve ahşap oyma, sedef, bağa ve fildişi kakma ya da Edirnekâri denen lake ile işlenmiş olanları da vardı. Karyola henüz yaygınlık kazanmamıştı. Yere serilen yataklar sabahları toplanıp yüklük adı verilen gömme dolaplara kaldırılırdı. Bu dolapların kapaklı olanlarında çeşitli motiflerle süslemelere, lak tekniğiyle boyamalara da yer verilmiştir. Batı tarzı yaşama yöneliş ilk kez Lale Devri’nde (1718-30) görülmeye başlanmış, ama yaygınlaşamadan son bulmuştu. Gene 18. yüzyılda batı ile artan ilişkilerin sonucu olarak ülkeye giren sınırlı sayıdaki mobilya geleneksel mimariye ve yaşam biçimine uymadığı için kullanılamadığı gibi zaman zaman tepki de görmüştür. 19. yüzyılda batılılaşma yolundaki atılımlarla birlikte mimarlıkta görülen değişmeler batı tarzı mobilyanın da yaygınlaşmasına yol açmıştır. Önce sarayda görülen bu değişme Tanzimat’tan sonra hızlanmış, sarayda kullanılmaya başlanan masa, iskemle ve koltuk gibi eşyalar, daha sonra devlet dairelerine oradan da evlere yayılmıştır. Ama özellikle evlerde daha uzun süre Türk ve batı tarzı mobilya bir arada kullanılmış, hatta kolay benimsenmesi için batılı mobilya tasarımcıları doğu yaşamına ve beğenisine uygun değişik mobilyalar üretmeye çalışmışlardır. Cumhuriyetten sonra giderek hızlanan kırsal alanlardan kentlere göç, ticaret ve sanayinin gelişmesi, eğitimin yaygınlaşması, kitle iletişim araçlarının çoğalması gibi etkenler geleneksel yapıyı kırarken ve yaşam biçimini değiştirirken, batı tarzı mobilyayı da egemen kılmıştır. Bununla birlikte kırsal kesimde hâlâ geleneksel ev eşyası yaygın olarak kullanılmaktadır.

Top! HER HAKKI SAKLIDIR. SD MOBiLYA
Sosyal Medya:
FACEBOOK